MARKA KAVRAMI ve MARKA HAKKINA TECAVÜZ DAVASI
- tatliyildirimhukuk
- 10 Kas 2025
- 5 dakikada okunur
Giriş
Bu makale; 6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanunu (SMK) ve ilgili mevzuat çerçevesinde marka kavramını, marka hakkına tecavüzün hangi hâllerde oluştuğunu, tecavüz hâlinde ileri sürülebilecek talepleri (tespit, men, ref, maddi–manevi tazminat, el koyma, imha, ilan), davanın taraflarını, görevli–yetkili mahkemeleri ve cezai korumayı bütüncül olarak özetlemektedir. Uygulayıcılar (avukatlar, şirket yöneticileri, girişimciler) ve marka sahipleri için pratik bir başvuru niteliği hedeflenmiştir.
İçindekiler
A. Marka Nedir?
B. Marka Hakkına Tecavüz
C. Marka Hakkına Tecavüz Sayılan Haller
D. Marka Hakkına Tecavüz Halinde Açılabilecek Davalar
E. Marka Hakkına Tecavüz Davasının Tarafları
F. Marka Uyuşmazlıklarına ve Haksız Rekabete İlişkin Davalarda Görevli ve Yetkili Mahkeme
III. Marka Hakkının Cezai Koruması
A. Marka Nedir?
Marka, bir teşebbüsün mallarının veya hizmetlerinin diğer teşebbüslerin mallarından veya hizmetlerinden ayırt edilmesini sağlaması ve marka sahibine sağlanan korumanın konusunun açık ve kesin olarak anlaşılmasını sağlayabilecek şekilde sicilde gösterilebilir olması şartıyla kişi adları dâhil sözcükler, şekiller, renkler, harfler, sayılar, sesler ve malların veya ambalajlarının biçimi olmak üzere her tür işaretten oluşabilir.(Kaynak: Türk Patent ve Marka Kurumu)
B. Marka Hakkına Tecavüz
Tecavüz kavramı, yetkili olmayan bir kimsenin başkasının hakkına el uzatması anlamına gelmektedir. Marka hakkına yönelik tecavüz olarak adlandırılabilecek eylemler, SMK’nın Marka Hakkına Tecavüz başlıklı 6. kısmının 29. maddesinde düzenlenmiştir.Dolayısıyla, SMK’nın 29. maddesindeki koşulların mevcut olması halinde, marka hakkına tecavüz gerçekleşir.
(a) bendi hükmüne göre de, marka sahibinin izni olmaksızın, markayı 7. maddede belirtilen biçimlerde kullanmak tecavüz sayılacaktır.
SMK’nın 7. maddesine baktığımızda ise 2. fıkrada, marka tescilinden doğan hakların münhasıran marka sahibine ait olduğunu ve marka sahibinin, izinsiz olarak yapılması hâlinde, aşağıda belirtilen fiillerin önlenmesini talep etme hakkına sahip olduğunu görmekteyiz. Dolayısıyla, 7. maddede yer alan hallerin ihlal edilmesi ile marka hakkına tecavüz gerçekleşmiş olur.
Buna göre:a) Tescilli marka ile aynı olan herhangi bir işaretin, tescil kapsamına giren mal veya hizmetlerde kullanılması.b) Tescilli marka ile aynı veya benzer olan ve tescilli markanın kapsadığı mal veya hizmetlerle aynı ya da benzer mal ve hizmetleri kapsayan, bu nedenle de halk tarafından tescilli marka ile ilişkilendirilme ihtimali de dahil karıştırılma ihtimali bulunan herhangi bir işaretin kullanılması.c) Aynı, benzer veya farklı mal ya da hizmetlerde olmasına bakılmaksızın, tescilli marka ile aynı veya benzer olan ve Türkiye’de ulaştığı tanınmışlık düzeyi nedeniyle markanın itibarından haksız bir yarar elde edecek veya itibarına zarar verecek, ayırt edici karakterini zedeleyecek nitelikteki herhangi bir işaretin haklı bir sebep olmaksızın kullanılması marka hakkına tecavüz olarak nitelendirilecektir.(İltibas Suretiyle Markaya Tecavüz, Dr. Öğr. Üyesi Ülgen Aslan Düzgün, s.148-149)
C. Marka Hakkına Tecavüz Sayılan Haller
SMK’nın 29. maddesinde sınırlı sayıyla sıralanmakta, SMK’nın 29/1-a maddesi ile de SMK’nın 7. maddesine atıf yapılmaktadır. Bu kapsamda, marka hakkına tecavüz sayılan fiiller incelenirken SMK’nın 7. ve 29. maddeleri birlikte değerlendirilmelidir.
Marka Hakkına Tecavüz Sayılan Fiiller (Madde 29)
(1) Aşağıdaki fiiller marka hakkına tecavüz sayılır:a) Marka sahibinin izni olmaksızın, markayı 7’nci maddede belirtilen biçimlerde kullanmak.b) Marka sahibinin izni olmaksızın, markayı veya ayırt edilemeyecek kadar benzerini kullanmak suretiyle markayı taklit etmek.c) Markayı veya ayırt edilemeyecek kadar benzerini kullanmak suretiyle markanın taklit edildiğini bildiği veya bilmesi gerektiği hâlde tecavüz yoluyla kullanılan markayı taşıyan ürünleri satmak, dağıtmak, başka bir şekilde ticaret alanına çıkarmak, ithal işlemine tabi tutmak, ihraç etmek, ticari amaçla elde bulundurmak veya bu ürüne dair sözleşme yapmak için öneride bulunmak.ç) Marka sahibi tarafından lisans yoluyla verilmiş hakları izinsiz genişletmek veya bu hakları üçüncü kişilere devretmek.
(2) 19’uncu maddenin ikinci fıkrası hükmü tecavüz davalarında def’i olarak ileri sürülebilir. Bu durumda kullanıma ilişkin beş yıllık sürenin belirlenmesinde dava tarihi esas alınır.
D. Marka Hakkına Tecavüz Halinde Açılabilecek Davalar
6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanunu’nun 149. maddesi “Sınai mülkiyet hakkı tecavüze uğrayan hak sahibinin ileri sürebileceği talepler”i saymaktadır. Tecavüz fiillerinin tespiti, meni (önlenmesi), ref’i (kaldırılması), maddi ve manevi tazminat ile itibar kaybı tazminatı talep edilebilir.
SMK Madde 149 – Hak Sahibinin Talepleri
(1) Sınai mülkiyet hakkı tecavüze uğrayan hak sahibi, mahkemeden aşağıdaki taleplerde bulunabilir:a) Fiilin tecavüz olup olmadığının tespiti.b) Muhtemel tecavüzün önlenmesi.c) Tecavüz fiillerinin durdurulması.ç) Tecavüzün kaldırılması ile maddi ve manevi zararın tazmini.d) Tecavüz oluşturan ürünlere veya bunların üretiminde kullanılan cihazlara el konulması.e) El konulan ürün ve cihazlar üzerinde mülkiyet hakkının tanınması.f) Tecavüzün devamını önlemek için gerekli tedbirlerin alınması (örneğin markaların silinmesi veya imhası).g) Kararın masraflar davalıya ait olmak üzere ilan edilmesi.
(2) El konulan ürünlerin değeri tazminattan düşülür.(3) İlanın şekli ve kapsamı kararda belirlenir.(4) Coğrafi işaretlerde manevi tazminat talep edilemez.
Marka Hakkına Tecavüzün Tespiti, Durdurulması ve Önlenmesi (Men’i) Davaları
SMK 149/1-a uyarınca fiilin tecavüz olup olmadığının tespiti istenebilir. Bu davaların açılabilmesi için kusur veya zararın varlığı aranmaz. Ancak SMK 29/1-c gereğince taklit markalı malları satanların sorumluluğu, durumu bilme veya bilmesi gerekme hâline bağlıdır.
Tazminat Davaları
SMK 150 ve 151’e göre, marka hakkına tecavüz eden kişiler hak sahibinin zararını tazmin etmekle yükümlüdür. Bu sorumluluk haksız fiil niteliğindedir. Marka hakkına tecavüz aynı zamanda haksız fiil olduğundan her türlü delille ispatlanabilir.TTK 5/A-1 gereğince, tazminat davası açmadan önce arabulucuya başvurmak dava şartıdır. Ancak yalnızca tazminat dışındaki talepler (örneğin men veya ref talepleri) için doğrudan dava açılabilir.
1. Maddi Tazminat Davası
SMK 151/1’e göre, maddi zarar “fiili zarar” ve “yoksun kalınan kazanç”tan oluşur.Yoksun kalınan kazanç, hak sahibinin seçimine göre:a) Tecavüz olmasaydı elde edilebilecek muhtemel gelir,b) Tecavüz edenin kazancı,c) Hukuka uygun lisans bedeli esas alınarak hesaplanır.
Yoksun kalınan kazanç hesabında hakkın ekonomik önemi, lisans sayısı, ihlalin niteliği gibi unsurlar dikkate alınır.
SMK 150/3’e göre, marka sahibi tazminat davası açmadan önce delillerin tespiti veya zarar miktarının belirlenebilmesi amacıyla, tecavüz edenin ticari belgelerinin mahkemeye sunulmasını talep edebilir.(Kaynak: Mustafa Öksüz, “Marka Hakkına Tecavüzün Sonuçları”, TBB Dergisi, 2021/156)
2. Manevi Tazminat Davası
SMK 149/1-ç ve 150. maddeleri uyarınca, marka sahibi maddi zararla birlikte manevi tazminat da talep edebilir. Bu talep, markanın haksız kullanımı veya itibarının zedelenmesi sonucu marka sahibinin ticari itibarı ve güveninin sarsılması nedeniyle doğan manevi zararın giderilmesini amaçlar.
E. Marka Hakkına Tecavüz Davasının Tarafları
Marka hakkına tecavüz davalarını öncelikle tescilli marka sahibi açabilir.Tescil, SMK 7/1 gereğince marka hakkının kazanılması için zorunludur ve hak karinesi oluşturur.Dava, marka hakkını ihlal eden kişilere yöneltilir.İhlale yardım eden, iştirak eden veya teşvik eden kişiler de TBK 61 uyarınca kusurları oranında sorumludur.SMK 153 uyarınca kişisel kullanım veya ticari olmayan kullanımlar tecavüz sayılmaz.
F. Marka Uyuşmazlıklarına ve Haksız Rekabete İlişkin Davalarda Görevli ve Yetkili Mahkeme
SMK 156/1 uyarınca marka hakkına tecavüz davalarında görevli mahkeme Fikri ve Sınai Haklar Hukuk veya Ceza Mahkemeleridir. Bu mahkemelerin bulunmadığı yerlerde görevli mahkeme Asliye Hukuk Mahkemesidir. Ayrıca, SMK 156/3 gereğince dava, davacının ikametgâhında, suçun işlendiği veya tecavüz fiillerinin etkilerinin görüldüğü yerde açılabilir.
III. Marka Hakkının Cezai Koruması
Marka hakkına tecavüz suçu, başkasına ait tescilli markanın yetkisiz biçimde kullanılmasıyla meydana gelir. Suç, iktibas (aynen taklit) veya iltibas (karıştırma) suretiyle işlenir. Marka suçlarına ilişkin cezai hükümler SMK 30. maddede düzenlenmiştir. Failin cezalandırılabilmesi için markanın tescilli olması gerekir.
SMK Madde 30 – Marka Hakkına Tecavüze İlişkin Cezai Hükümler
Başkasına ait marka hakkına iktibas veya iltibas suretiyle tecavüz ederek mal üreten, satan, ithal eden veya depolayan kişi 1–3 yıl hapis ve 20.000 güne kadar adli para cezası ile cezalandırılır.
Marka koruması işaretini yetkisiz kaldıran kişi 1–3 yıl hapis ve 5.000 güne kadar para cezası alır.
Yetkisiz lisans, devir veya rehin tasarrufunda bulunan kişi 2–4 yıl hapis ve 5.000 güne kadar para cezası alır.
Suç tüzel kişi faaliyeti kapsamında işlenirse ayrıca güvenlik tedbirlerine hükmolunur.
Cezaya hükmedilebilmesi için markanın Türkiye’de tescilli olması şarttır.
Suçların takibi şikâyete bağlıdır.
Taklit malı satan kişi, malı nereden aldığını bildirip üreticilerin ortaya çıkarılmasını ve mallara el konulmasını sağlarsa cezadan kurtulur.
Marka suçları günümüzde özellikle internet üzerinden, sosyal medya veya e-ticaret siteleri aracılığıyla yoğun şekilde işlenmektedir. Savcılıklar şikâyet üzerine açık kaynak araştırmalarıyla marka hakkı ihlallerini tespit etmektedir. (Kaynak: https://barandogan.av.tr/blog/ceza-hukuku/marka-hakkina-tecavuz-sucu-marka-suclari-cezasi.html)
AV. FERHAT YILDIRIM






Yorumlar